Bu şehir parayla dönmez. Borçla döner.
Nazar gerçekten çatlar. Cinler gerçekten hüküm verir. Büyük işler gerçekten borç alınarak yapılır. Bu şehirde önemli olan tek soru şudur: alacağını kim, ne zaman isteyecek?
Birini herkes görür: trafiği, borsası, ihaleleri ve haberleri vardır. Diğeri yalnızca yanlış kapıyı açanlara görünür.
İstanbul inşa edilmedi; üst üste gömüldü. Bizans surlarının altında Roma sarnıçları, onların altında daha eski sözleşmeler var. Her fetih öncekini toprağın altına itti ama hiçbiri gerçekten yok olmadı. Osmanlı bazı şeyleri fethetmedi — onlarla anlaştı. Ve bazı sözleşmelerin son kullanma tarihi yoktur. Yeraltına inenler ise çoğu zaman suçlulardır: kaçakçılar, torbacılar, cesetle uğraşan polisler, temel kazan müteahhitler. Yani sizsiniz.
Burada kahraman yoktur. Sadece daha pahalı hata yapan insanlar vardır. Herkes bir şey döndürür, herkes birine borçludur, ve herkes şehrin duyduğundan fazlasını duyar. Burada servet para değildir; servet kozdur. İtibar ise candan daha pahalıdır.
Nazar boncuğu kötülük dolu bir bakışta gerçekten çatlar. Kurşun dökülür, muska işe yarar, kapıya asılan at nalı boşuna asılmaz. Sıradan, ucuz, güvenli — ve herkes yarı yarıya inanır çünkü haklıdır.
Karakterlerin çoğu bunu bilmeden kullanır. Sokağa mal dökmek, dövüşten önce yumruk öpmek, cesedin başında Yasin okumak. Batıl inanç değil. Bakım.
Sarnıçlarda cin mahkemeleri kurulur. Galata'da para dışında şeyleri ödünç veren tefeciler vardır. Bir dervişin aklayacağı şey kara para değildir. Bu güç çalışır. Her seferinde çalışır. İşte bu yüzden tehlikelidir — ve her zaman bir bedel alır.
Sizin mesleğiniz tam da buraya rastlayan meslektir. Torbacı fısıldayan bir paket taşır. Eskort'un müşterisi aynada yansımaz. Hacker olmayan bir sunucu bulur. Bu şehirde hiçbir kapı dışarı açılmaz.
Oyunun tamamı tek bir kurala dayanır. Bir şey riskli ya da belirsizse: ilgili yeteneğin kadar zar at, en yükseğini al.
Karakterinin üç yeteneği vardır — her biri 0 ile 3 arası:
Yeteneğin kaçsa o kadar altı yüzlü zar (d6) atarsın ve en yüksek zarına bakarsın:
Yeteneğin 0 ise 2 zar atıp düşüğünü alırsın — bu işi hiç bilmiyorsun. Bir avantajın varsa (iyi hazırlık, doğru kontak, uygun büyü) Yönetmen bir zar ekler.
Çoğu oyunda altın kazanırsın. Bu oyunda alacaklı kazanırsın. Burada sadece Borç var — ve her zaman ödünç alabilirsin.
Zarların bittiğinde oyun bitmez. Borç başlar. Başaramayacağın büyük bir şeyi — bir tanığı susturmak, bir kapıyı açmak, bir mucize istemek — birine borçlanarak başarabilirsin. Bir kişiye, bir fraksiyona, ya da şehrin altındaki bir şeye.
Borç açtığında iş olur. O an değil; en yanlış anda tahsil edilir. Alacaklın kim olduğuna göre bedeli değişir.
{{ borcMsg }}
Her karakterin bir Borç izi vardır. Doldukça alacaklılar kapıya dayanır.
Oyuncu "Borç açıyorum" der ve imkânsızı mümkün kılar. Yönetmen alacaklıyı ve iz üzerindeki ağırlığı belirler. Küçük iyilikler bir kutucuk, hayat kurtaranlar birkaç kutucuk.
Borcu iş yaparak, koz vererek ya da bedel ödeyerek kapatırsın. İnsan borçları affedilebilir. Derin büyü borçları affedilmez — o alacaklı ölmez, unutmaz, ve karşılığında hep bir parçanı ister.
İki tür büyü vardır. İkisi de çalışır. Sadece faturaları farklıdır.
Zar gerektirmez, borç açmaz. Küçük ama gerçek etkiler. Yönetmen bunları renk ve ipucu olarak kullanır — bir uyarı, bir his, küçük bir korunma.
Erimiş kurşun soğuk suya dökülür, aldığı şekil korkunun adını söyler. Bir kez dök — su ne gördüyse odur.
{{ kursunText }}
Su bekliyor.
Sarnıçların, cinlerin, mühürlü Bizans duvarlarının gücü. İstediğini yapar — bir yüzü unutturur, bir ölüyü konuşturur, bir sözü bağlar. Ama her kullanımda Borç izine kutucuk eklenir ve alacaklı ölümsüzdür. Derin büyüyü mekanik olarak Borç Sistemiyle işletirsin: ekstra kural yok, sadece asla affedilmeyen bir alacaklı.
Her meslek hazır bir karakter kalıbıdır. On dakikada hazır olursun; geri kalanını İstanbul yazar: yetenekler, iki özel hamle, bir kontak, bir başlangıç borcu, ve şehrin altına açılan kendi kapın.
Bir kâğıt, bir kalem, birkaç zar. Hepsi bu. Sırayla:
{{ ad.t }}
Bu şehirde herkes birilerinin omzuna basarak yükselir. Oyun, bu güçleri birbirine karşı oynamaktan ibaret. Her fraksiyon sana iş verir; sonra da hesabı gönderir.
Üçe bölünmüş: dürüstler, kirliler ve siyasiler. Aynı binada üç ayrı savaş yürür. Rozet hem koruma hem tuzak.
Eski mahalle düzeni. Kan, namus ve söz üzerine kurulu. Yavaş ölüyorlar ama ölürken çok can yakıyorlar.
Sınır ötesi kaçakçılık ağları — insan, mal, silah. Yüzsüz, sabırsız, ve borçlarını hiç unutmayan.
Şehri mahalle mahalle yutan inşaat oligarşisi. En temiz görünen, en derin kazan. Yeni binalar eski şeylerin üstüne oturuyor.
Kuralların işi oyunu yürütmek değildir. Senin işin şehri nefes aldırmak ve borçları en can alıcı anda hatırlatmaktır.
{{ gk.t }}